26 Haziran 2009 Cuma

Uğur Kaymaz Belgeseli




Katilleri beraat etti. Mahkemeye göre Ugur bir teröristi..
Ne kadar aci degil mi ? 12 yasinda, 5. sinifa giden tertemiz bir cocuk terörist damgasi yiyerek öldürüldü. Daha aci olan ise Türk yargisinin ne kadar aci hallerde oldugudur. Yargi bu katilleri beraat etmis olabilir, ama bu bizim onlara katil gözüyle bakmamizi degistirmeyecektir.
Acimasizca katledilen bir cocuk, daha fazla ne söylenebilir ki ? Devletin Kürt halkina bakis acisidir Ugur. Yaziklar olsun böyle devlete, böyle yargiya ..
Cocuklar terörist olamaz ! Bu bir devlet terörüdür...

24 Haziran 2009 Çarşamba

Ölüm Adın Kalleş Olsun!


25 Haziran 2005'te yaşama gözlerini yumdu Kazım Koyuncu. Aradan 4 sene gecti. Kimileri icin bu 4 sene cabuk gecti, kimileri icin ise bu 4 sene 40 sene gibiydi. Kazim Koyuncu'nun sevenleri onu bir kez olsun unutmadi, onu sarkilariyla andik her zaman. Ne zaman efkarlansam Kazim Koyuncu'nun sarkilarini dinleyerek onu anarim, onu bir kez olsun unutmamak icin onun sarkilarini dinlerim. Belki de bu benim kendi acimdan yapabilecegim tek birsey. Kazim Koyuncu'nun mücadelesine saygi duyarak, onun türkülerini dinleyerek baglandim kendisine. Ama ne yazik ki hayatin aci gercekleri bu dönem de kendi yüzünü gösterdi. Kazim Koyuncu aramizdan ayrildi. Halbuki o daha Trabzon formasi giyecek, sarkilarina devam edecekti. Halbuki o daha baris icin, özgürlük icin sarkilar yazacak, o meshur gitariyla bizlere dinletecekti. O mücadelesinden hic kopmadi, bizlerden ayrilirken bile onurlu mücadelesini bize devretti.
O hep ezilenlerin, fakir insanlarin, emegiyle hayatta kalmaya calisan onurlu insanlarin yanindaydi o onurlu durusuyla...

Böyle büyük bir insandi iste Kazim Koyuncu !

Karadeniz'in asi cocugu, denizin hircin cocuguydu kendisi. Asiligi her zaman onun mücadelesinden kaynaklaniyordu. O toplumsal olaylara karsi kayitsiz kalamiyordu, baris icin mücadele ediyordu. Keske herkes onun kadar asi olabilse, keske herkes onun mücadelesini örnek alip onun bize devrettigi görevi yerine getirebilse!


"Bu arada, hiç başımızdan eksik olmayan gökyüzüne, günün karanlık saatlerine, ara sıra kopsada fırtınalara, birgün boğulacağımız denizlere, eski günlere, neler olacağını bilmesek de geleceğe, kötülüklerle dolu olsa bile tarihe, tarihin akışını düze çıkarmaya çalışan tüm güzel yüzlü çocuklara, Donkişot'lara, ateş hırsızlarına, Ernesto "Che" Guevara'ya, yollara-yolculuklara, sevgililere, sevişmelere, sadece düşleyebileceğimiz olamamazlıklara, üşürken ısınmalara, herşeyden sıcak annelere, babalara ve tadını bütün bunlardan alan şarkılara kendi sıcaklığımızı gönderiyoruz. Kötü şeyler gördük. Savaşlar, katliamlar, ölen - öldürülen çocuklar gördük. Kendi dilini, kendi kültürünü, kendisini kaybeden insanlar, topluluklar gördük. Yanan köyler, kentler, ormanlar, hayvanlar gördük. Yoksul insanlar, ağlayan anneler, babalar, her gün bile bile sokaklarda ölüme koşan tinerci çocuklar gördük. Biz de öldük. Ama herşeye rağmen bu yeryüzünde şarkılar söyledik.
Teşekkürler dünya .
"

Kazım Koyuncu


Haziran'da ölmek zordur ...
Sunay Akın söylediği "Doğum eşitliktir. Ölüm seçkinleri ortaya çıkarır" sözünün en çok yakıştığı insanlardandı o.
Ölüm; Adın kalleş olsun! Kazim Koyuncu'yu aklimizdan, yüregimizden silemeyeceksin. Biz onu her zaman gülen yüzüyle, mücadelesiyle hatirlayacagiz !
Güle güle denizin çocuğu. Seni hic unutmayacagiz, hep bizimlesin. Seni hep gülen yüzünle hatırlayacağız...



Mavisinde, akında siyah keser
Karadeniz çırpınır dalgaları köpük köpük
Vahşet hırçın eser dağ yamaçları dökülür

Eser fırtına kumlar savrulur
Gözlerimde ışıklar kırılır
Rüzgar önünde serçe tüy döken günde
“ölüm adın kalleş olsun”

Dalgalarında asi çocuk
Ölmez büyür içimizde
Düşman bir sırtlan girmiş sinsice
Dişleri etimizde kemiriyor ha bire
Ölmez asi çocuk ölmez yiğitler bizde.

21 Haziran 2009 Pazar

Livorno Serie A'da !

Bu sezon Serie B'yi 3.sirada tamamlayan ve play-off oynama hakkina sahip olan Livorno yari finalde eslestigi Grosetto ile deplasmanda oynadigi maci 2-0 kaybetmisti. Rövansta kendi sahasinda rakibini 4-1 lik skorla maglup ederek finale cikmisti.

Finalde rakibi Brescia oldu. Finallerde 2 mac oynama kurali oldugundan dolayi ilk maci yine deplasmanda oynadi Livorno. Livorno 2-0 öne gectigi macta üstünlügünü koruyamayarak macin 2-2 ye gelmesine engel olamadi. Ama finalde rakibini evinde, devrimci taraftarlarin destegiyle 3-0 maglup ederek Serie A'ya cikmayi basardi.

2007-2008 sez0nunda Livorno Serie A'da küme düsmüstü. Geri dönüs ise gec olmadi, ertesi sezon yine Serie A'ya cikti.

Forza Livorno ! Devrim askiyla seviyoruz seni.


11 Haziran 2009 Perşembe

Endüstriyel Futbola Hayır !

Kendimi bildim bileli Real Madrid'ten nefret etmisimdir. Franco'nun kulübü olmalari dolayisiyla, alt yapidan futbolcu cikarmak yerine hazir futbolculara cok büyük paralar ödemeleri dolayisiyla bu nefret bende olustu.

Gün gectikce Real Madrid futbol kültürüne zarar veriyor. Sirketlerin yönettigi, endüstriyel bir futbol terörüne hizmet ediyor bu kulüp. Futbolcularin hislerini ticari kaygilar haline getirerek, futbolu bir pazar haline getiriyor bu Endüstriyel futbol tayfasi. Endüstriyel futbol mentalitesinde futbol oyuncularin para karsiliginda oynadigi bir oyundur, futbol para karsiliginda oynanan bir istir.

Halbuki futbol bol para sacarak, olayin ekonomik yönünden bakarak oynanan bir oyun degildir. Futbolun bir kültürü vardir. Futbol bir tutkudur, futbol oyuncularin sahada takim oyunu oynadiklari, birbirlerini tamamladiklari, oyuncularin özgürlestigi bir oyundur.

Real Madrid ise her sene bomba transferler adi altinda bu endüstriyel futbola hizmetini sürdürüyor.Ama bu sene iyice kantarin topuzunu kacirdilar. Ronaldo, Kaka ikilisine toplam da 160 milyon € ödeyerek gelmis gecmis en pahali transferleri yaptilar. Para ugruna kisiliklerini satabilen oyunculari transfer ederek, basaridan basariya kosmayi hedefliyorlarsa yine yanilacaklardir.

Ezeli rakipleri Barcelona alt yapidan cikardigi futbolcularla dünyayi sallarken, bu takim diger kulüplerin yetistirdigi, büyük futbolcu yaptigi oyunculari bilmem kac milyon € lar karsiliginda satin alip, bunlara kafa tutma derdinde. El Hezimeto'nun acisi dinmemis herhalde, saga sola saldirmaya devam edecekler. Fazla yüksekten ucuyorlar, yere düstüklerinde acisi büyük olacak ...

09 Haziran 2009 Salı

Mustafa Sarp Galatasaray'da !






Galatasaray, Mustafa Sarp'i kadrosuna dahil ederek sezonun ilk transferini yapti.
Bursaspor'da gecirdigi basarili sezonun ardindan, bonservis bedeli ödenmeden transfer edilmesi gayet basarili bir hamledir.

Mustafa Sarp mücadeleci, kaybetmeye tahammülü olmayan, enerjisi yüksek bir oyuncu oldugu kadar kültürlü bir insandir da. Verdigi demecleri takip ederseniz ne kadar akli basinda bir futbolcu oldugunu anlarsiniz. Tipik Türk futbolcusu replikleri bulunmuyor Mustafa Sarp'ta. Daha akici, önemli demecler veriyor. Iste bu da Galatasaray'a yakistiginin bir kaniti daha.




Imza töreninde yeni bir olayla karsilastik. Yönetim efsane futbolcularimizdan Bülent Eken'i törene davet etmis, kendisi de imza törenine katildi.
Bu konu hakkinda Haldun Üstünel güzel bir aciklama yapti.

Bugün Galatasaray’a yeni bir genç kardeşimiz katılırken, Galatasaray’ın efsane bir isminin de burada olmasını istedik. Galatasaray’ın geçmişine adlarını şerefle yazdırmış büyüklerimizi anmak ve yeni nesillere aktarmak istiyoruz. Bundan sonra imza törenlerimizde bu uygulamamız devam edecek.

Real Madrid geleneginde vardir bu durum. Ama orada Di Stefano katilir sadece imza töreninde. Galatasaray ise gecmiste kulübe hizmet eden efsaneleri teker teker cagiracak imza törenlerine.
Güzel bir niyet. Galatasaray kültürüne de bu yakisirdi.

05 Haziran 2009 Cuma

Frank Rijkaard ile Johan Neeskens Galatasaray'da

Büyük bir hamle yapti yönetim. Galatasaray'in artik zaman kaybetmeden Avrupa'da ki ünvanini geri kazanmasi acisindan büyük bir hamledir bu.
Rijkaard gerek futbolculuk, gerekse de teknik direktörlük döneminde cok basarili olmustur, kariyeri basarilarla doludur. Böyle bir teknik adamin Galatasaray'in basina gecmesi heyecan vericidir. Galatasaray taraftarinin bu sezon yanlis politikalar yüzünden kaybettigi heyecani geri kazanmasina yarar sagladi bu hamle.
Rijkaard geldikten sonra transfer konusunda artik bir sorunun yasanacagini sanmiyorum. Tabi ki Ronaldinho, Eto'o, Ibrahimovic gibi futbolculari kastetmiyorum, ama Baros, Kewell ayarinda futbolcular gelmeye devam edecektir. Hatta Rijkaard ile beraber 2 futbolcuyu da transfer etmis yönetim.

Yönetimin mükemmel bir hamle yaptigini belirttim, nedeni ise sadece Rijkaard degil yaninda Johan Neeskens'i de getirmesi oldu. Hollanda futbolunun efsanevi futbolcusu, Hiddink'in uzun süre yardimciligini yapmis olan, Rijkaard'in yaninda olabilecek en dogru adami getirtti yönetim. Kusursuz bir strateji..

Yönetimin yapmasi gereken sey kulübün mali acidan kalkinmasini saglamak icin projeler üretmek, onlari hayata gecirmektir. Rijkaard sorumlu adam olacak ve bütün yetkilere sahip olacak. Transferler onun talimatiyla gerceklestirilecek, yönetim isine karismayacak.
Zaten kendisinin büyük bir kredisi var, karizmasi var.
Eger bunlar uygulanirsa gercekten güzel günler bizleri bekliyor ...

03 Haziran 2009 Çarşamba

Haziranda Ölmek Zor




3 Haziran 1963'te ölen Nazim Hikmet'i saygiyla aniyorum ...
Kendisi siirleriyle, düsünceleriyle hala yanimizda, sosyalistlerin, emekcilerin hala kalbinde, o yasiyor ve hala Nazim Hikmet vatan hainligine devam ediyor !

Nazim Hikmet memleket, memleket sana hasret ...


Haziranda Ölmek Zor / Hasan Hüseyin

İşten çıktım
Sokaktayım
Elim yüzüm, üstüm başım gazete...

Sokakta tank paleti
Sokakta düdük sesi
Sokakta tomson
Sokağa çıkmak yasak...

Sokaktayım
Gece leylak ve tomurcuk kokuyor
Yaralı bir şahin olmuş yüreğim
Uy anam anam
Haziranda ölmek zor...

Havada tüy
Havada kuş
Havada kuş soluğu kokusu
Hava leylak ve tomurcuk kokuyor
Ne anlar acılardan güzel haziran
Ne anlar güzel bahar
Kopuk bir kol sokakta çırpınıp durur...

Çalışmışım onbeş saat
Tükenmişim onbeş saat
Acıkmışım, yorulmuşum, uykusamışım
Anama sövmüş patron
Sıkmışım dişlerimi
Islıkla söylemişim umutlarımı
Susarak söylemişim
Sıcak bir ev özlemişim
Sıcak bir yemek
Ve sıcacık bir yatakta unutturan öpücükler
Çıkmışım bir kavgadan vurmuşum sokaklara
Sokakta tank paleti
Sokakta düdük sesi
Sarı sarı yapraklarla birlikte sanki
Dallarda insan iskeletleri...

Asacaklar Aydemir'i
Asacaklar Gürcan'ı
Belki başkalarını
Pis bir ota değmiş gibi sızlıyor genzim
Dökülüyor etlerim, sarı yapraklar gibi...

Asmak neyi kurtarır
Sarı sarı yaprakları kuru dallara?
Yolunmuş yaprakları, kırılmış dallarıyla ne anlatır bir ağaç
Hani rüzgar, hani kuş
Hani nerede rüzgarlı kuş sesleri...

Asılmak değil sorun
Asılmamak da değil
Kimin kimi astığı
Kimin kimi neden niçin astığı
Budur işte asıl sorun?

Sevdim gelin morunu
Sevdim şiir morunu
Moru sevdim tomurcukta
Moru sevdim memede
Ve öptüğüm dudakta
Ama sevemedim, hayır
İğrendim insanoğlunun
Yağlı ipte sallanan morluğundan...

Neden böyle acılıyım
Neden böyle ağrılı
Neden niçin bu sokaklar böyle boş
Niçin neden bu evler böyle dolu
Sokaklarla solur evler
Sokaklarla atar nabzı kentlerin
Sokaksız kent
Kentsiz ülke
Kahkahanın yanıbaşı gözyaşı...

İşten çıktım
Elim yüzüm, üstüm başım gazete
Karanlıkta açan bir su gibi
Vurdum kendimi caddelere
Hava leylak ve tomurcuk kokusu
Havada kör yoluna
Havada suçsuz günahsız gitme korkusu
Ah desem eriyecek demirleri bu korkuluğun
Oh desem tutuşacak soluğum...

Asmak neyi kurtarır, öldürmek neyi
Yaşatmaktır önemlisi, güzel yaşatmak
Abeceden geçirmek kıracın çekirgesini
Ekmeksiz, yuvasız, hekimsiz bırakmamak...

Ah yavrum, ah güzelim
Canım benim, sevdiceğim, bir tanem
Kısa sürdü bu yolculuk
Neylersin ki sonu yok
Gece leylak ve tomurcuk kokuyor
Uy anam anam
Haziranda ölmek zor...

Nerdeyim ben, nerdeyim ben, nerdeyim
Kimsiniz siz, kimsiniz siz, kimsiniz
Ne söyler bu radyolar
Gazeteler ne yazar
Kim ölmüş uzaklarda
Göçen kim dünyamızdan...

Asmak neyi kurtarır, öldürmek neyi
Yolunmuş yaprakları
Ve kırılmış dallarıyla bir ağaç
Söyler hangi güzelliği?

Kökü burada yüreğimde
Yaprakları uzaklarda bir çınar
Islık çala çala göçtü bir çınar
Göçtü memet diye diye
Şafak vakti bir çınar
Silkeledi kuşlarını, güneşlerini
"Oğlu sana sesleniyorum, işitiyor musun memet, memet"...

Gece leylak ve tomurcuk kokuyor
Üstüm başım, elim yüzüm gazete
Vurmuşum sokaklara
Vurmuşum sokaklara
Uy anam anam
Haziranda ölmek zor...

Bu acılar, bu ağrılar, bu yürek
Neyi kimden esirgiyor bu buz gibi sokaklar
Bu ağaçlar niçin böyle yapraksız
Bu geceler niçin böyle insansız
Bu insanlar niçin böyle yarınsız
Bu niçinler niçin böyle yanıtsız...

"Uyarına gelirse tepemde bir de çınar demişti on yıl önce"
Demek ki on yıl sonra
Demek ki sabah sabah
Demek ki "manda gönü"
Demek ki "şile bezi"
Demek ki "yeşil biber"
Bir de Memed'in yüzü
Bir de güzel İstanbul
Bir de "saman sarısı"
Bir de özlem kırmızısı
Demek ki göçtü usta
Kaldı yürek sızısı geride kalanlara...

Yıllar var ki ter içinde
Taşıdım ben bu yükü
Bıraktım acının alkışlarına
3 HAZİRAN 63'ü...

Bir kırmızı gül dalı şimdi uzakta
Bir kırmızı gül dalı iğilmiş üstüne
Yatıyor oralarda
Bir eski gömütlükte yatıyor usta
Bir kırmızı gül dalı iğilmiş üstüne
Okşar yanan alnını
Bir kırmızı gül dalı
Nazım Usta nın...

Gece leylak ve tomurcuk kokuyor
Bir basın işçisiyim
Elim yüzüm, üstüm başım gazete
Geçsem de gölgesinden tankların tomsonların
Şuramda bir çalıkuşu ötüyor
Uy anam anam
Haziranda ölmek zor...